Hoş Geldin Ziyaretçi, Şu anda siteye giriş yapmamış görünüyorsunuz. Site kullanımı hakkında detaylı bilgi için Tıklayınız.

Üye olduysanız ve şifrenizi kaybettiyseniz Şifremi Kaybettim adresini kullanabilir , Yada Daha Farklı Sorunlar İçin Site Yetkilisi ile İletişime Geçebilirsiniz.

2021 Yılı Pratik Bilgiler

osmanke

BELKİ SARAYIMIZ YOKTU AMA BİZ HEP KRAL,DIK
Yönetici
Kurucu
Katılım
7 Haz 2019
Mesajlar
1,804
Reaction score
3,642
Puanları
113
Yaş
56
Konum
TR,İSTANBUL
Web sitesi
turkvod.com
2020 Yılı Pratik Bilgiler
Tarih: 28 Aralık 2019 / 10:00Kategori: Genel
Yazdır E-posta

2020 Yılı Pratik Bilgiler. Aşağıda yer alan pratik bilgiler yeni...
Please login to view full content. Giriş yap veya üye ol.
 
Son düzenleme:

osmanke

BELKİ SARAYIMIZ YOKTU AMA BİZ HEP KRAL,DIK
Yönetici
Kurucu
Katılım
7 Haz 2019
Mesajlar
1,804
Reaction score
3,642
Puanları
113
Yaş
56
Konum
TR,İSTANBUL
Web sitesi
turkvod.com

Karabasan Olarak Bilinen Uyku Felci Nedir?​

Geçmişten bugüne insanlar, korku duygularını pompalayan durumları genelde açıklamakta zorluk çekerler ve ona farklı anlamlar yüklerler. Halk arasında genellikle karabasan olarak bilinen özel durum, tam anlamıyla buna örnek olarak gösterilebilir. Bilimsel adı uyku felci olan karabasanın esasen teknik anlamda son derece makul bir açıklaması vardır. Bu tip mantıklı açıklamalar, insanın ruhsal korkularını yıkma noktasında önemli bir rol oynar. Uyku felci adından da anlaşılacağı üzere insanı uyku esnasında yakalar.



Bu durumu yaşayanlar büyük ölçüde ellerinin ayaklarının taş kesildiğini, hareket edemediklerini, üzerlerinde büyük bir baskı hissettiklerini ifade ederler. Bağırıp çağırsanız da böyle anlarda garip bir şekilde sesinizin çıkmadığını düşünürsünüz. Rüya ile gerçek arasında gidip geldiğinizi hissedersiniz. Pek çok kişinin hayatında en az bir defa deneyimlediği uyku felci, son derece sık görülen bir semptomdur.


Uyanmadan önce ya da uyanır uyanmaz olarak bilinen dönemde iskelet kaslarının bölgesel felç durumunda olması, bu durumun temel nedenidir. Kimi zaman buna ne yazık ki bazı halüsinasyonlar eşlik eder.

Uyku Felci Esnasında Vücutta Neler Olur?



Uyku felcinin esasen son derece faydalı bir sistem olduğu kabul edilir. Buna rağmen uyku felcinin fizyolojine dair bilinenler sınırlı. Uyku esnasında vücudumuz REM ve NREM adı verilen döngülerden geçmektedir. Vücudun görece rahatladığı ve bağışıklık sisteminin ya da dokuların yenilendiği faz NREM aşamasıdır. Uyku Felci durumu, REM ve uyanık olma hali arasındaki dönemde oluşur. Yani kişi henüz REM bitmeden uyanmış olur. Bu esnada da etrafının farkına varır. Yatakta yatmış olduğunu anlasa da o an kas sistemi felçlidir. Bu nedenle hareket etmekte zorluk çeker. Bu esnada görülen halüsinasyonların en önemli sebebi, rüya epizotlarının uyanıkken dahi devam edebilmesidir.

Uyku Felcinin Ortaya Çıkma Sebebi



Uyku felcinin nedenlerine dair pek çok teoriden söz edilebilir. Özellikle narkolepsiden rahatsızlığı olan kişilerde bu durum daha fazla ortaya çıkabilmektedir. Kimi araştırmalarda insanların yaşamları boyunca birkaç defa bu deneyimi yaşadığı gerçeğini gösteriyor.

Genelde düzensiz uyku biçimi, az uyuma durumu, şekerleme yapma, aşırı stresli olma, ani çevresel değişiklikler, lüsid rüya görme, yapay uyku yardımcıları alma ve açlık, uyku felcinde önemli nedenler arasında yer alır. Bacak krampları ve sırtüstü yatmak da uyku felcini tetikleyen öğeler arasında sıralanabilir.



Çocukluk ya da ergenlik dönemlerinde aslında uyku felci vakaları çok daha sık görülüyor. Yoğun çalışma, fazla alkol ya da kafein gibi nedenlerden dolayı da ortaya çıkma potansiyeli olan uyku felci, kadın ve erkeklerde hemen hemen eşit düzeyde görülür.

Karabasan İçin Ne Gibi Tedbirler Alınabilir?



Karabasan ya da bir başka ifadeyle uyku felcine dair farklı inançlar, pek çok kültürde kendine yer bulur. Peki uyku felcini önlemek adına ne gibi tedbirler alınabilir? Her şeyden önce herhangi bir bulgu ya da hastalık uyku felcine doğrudan eşlik etmez. Aynı zamanda uyku felci tedavi gerektiren bir durum olarak görülmez.

Bilinçli ve doğru bir uyku planlaması yapmak, uyku felcinin engellenmesinde önemli bir paya sahiptir. Stresin ön planda olduğu zamanlarda pek çok gevşeme egzersizine başvurulabilir. Eğer uyku felci normalden fazla bir şekilde gerçekleşiyorsa, gün içinde aşırı düzeyde uyku halinin olması gibi hallerde ise mutlak suretle uyku hastalıkları polikliniğe başvurmanız gerekir. Uyku düzenine dair belli bir tedavi planlaması uygulanacaktır. Bu durum uyku felci ile karşılaşma olasılığınızı ciddi anlamda düşürecektir. Bilindiği üzere İbn-i Sina dahi “Kanun” adlı kitabında bu rahatsızlığa değinmiştir.



Karabasan genelde 15-20 saniye civarında devam eder ve kişi o anlarda kendini ölüyor gibi düşünür. Daha sonra çevrenizdeki birinin size dokunması neticesinde ya da kendiliğinden karabasan hali son bulur. Karabasana sıkça maruz kalan kişiler, nörolojik muayeneden geçebilirler. Çünkü çok sık biçimde uyku felci geçiren kişilerde ciddi rahatsızlıkların olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca kadınlarda doğumdan sonraki dönemlerde de bu durum sıkça görülür.



Karabasandan kesinlikle korkmamak gerekir. Bu durum vücudumuzla alakalı biyolojik bir olgudur. Uyku pozisyonunuzu değiştirerek, uyku saatlerinizi kontrol altına alarak, stresten uzaklaşarak uyku felcinden kurtulabilirsiniz. Tüm bunlara rağmen hala bu durumu yaşamaya devam ediyorsanız bir doktora görünmenizde fayda vardır.

Karabasanın Belirtileri Nelerdir?




Karabasan ya da bir başka deyişle uyku felcinin en bariz belirtisi geçici olan iskelet kası tutulmasıdır. Kişi tam uykuya dalmak üzereyken ya da tam uyanacakken bir anda hareketsiz kalıyorsa ya da konuşamayacak durumdaysa söz konusu vaka ile karşılaşıyor demektir. Karabasan beraberinde bazı sanrıları da getirebilir. Bu tip sanrılar işitsel ya da görsel düzeyde olabilir.



Bu anlarda kalp atışlarınız hızlanabilir. Uyandığınızda eğer size bir yakınınız bu yaşananlardan bahsetmediği sürece yaşadığınız olayı hatırlamanız pek mümkün olmayacaktır. Yine de belirtiler ve sonuçlar elbette kişiden kişiye göre değişebilir. Böyle bir olayla karşılaştığınızda korkmayın ve asla paniğe kapılmayın.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler​

  1. Sağlığımızı Tehdit eden Mavi Işık Nedir?
  2. Araştırmalara Göre En Zararlı Uyku Pozisyonu
 

osmanke

BELKİ SARAYIMIZ YOKTU AMA BİZ HEP KRAL,DIK
Yönetici
Kurucu
Katılım
7 Haz 2019
Mesajlar
1,804
Reaction score
3,642
Puanları
113
Yaş
56
Konum
TR,İSTANBUL
Web sitesi
turkvod.com

Aklının Kaç Yaşında Olduğunu Bu Testle Öğren!​

Biyolojik olarak hangi yaşta olduğunun hiçbir önemi yok, önemli olan senin ruhunun kaç yaşında olduğu. Bu test gerçekte kaç yaşında olursan ol, senin akıl yaşını ortaya koyuyor. Bakalım akıl yaşta mıymış başta mıymış, göreceğiz?

Not: Sonucu görebilmek için hiçbir soruyu atlamadan cevaplayınız.


1. Arkadaşlarınla buluşmak istediğinizde genelde nereye gitmeyi tercih edersiniz?​

1-Aklinin-Kac-Yasinda-Oldugunu-Bu-Testle-Ogren.jpg

Kulüpte takılırız
Öylesine doğaçlama takılırız biz
Yemek
Tiyatrodan şaşmayız

2. Senin için en ideal hediye hangisidir?​


1-Oyuncak-min.jpg

Oyuncak
2-muchevher-min.jpg

Mücevher
3-Kitap-min.jpg

Kitap
4-icki-min.jpg

Alkol
5-Giyisi-min.jpg

Kıyafet
6-Hediye-Karti-min.jpg

Hediye Çeki

3. Sabah saatlerinde en çok hangisini içersin?​


1-Cay-min.jpg

Çay
2-kahve-min.jpg

Kahve
3-Portakal-suyu-min.jpg

Portakal suyu
4-Kola-min.jpg

Kola
5-su-min.jpg

Sadece su
6-Hicbirsey-min.jpg

Hiçbirini almam

Reklâm

4. Kiminle beraber yaşıyorsun?​

4-Aklinin-Kac-Yasinda-Oldugunu-Bu-Testle-Ogren.jpg

Sevgili ya da eş
Oda arkadaşım var
Eşim ve çocuklarımla
Ailemle
Çocuklarımla
Yalnız yaşıyorum

5. Hangi film senin aşk hayatını çok iyi anlatıyor?​


1-R%C3%BCzgar-Gibi-Gecti-min.jpg

Rüzgar Gibi Geçti
3-A%C5%9Fk-Her-Yerde-min.jpg

Aşk Her Yerde
4-%C5%9Eahane-Hayat-min.jpg

50 İlk Öpücük
4-%C5%9Eahane-Hayat-min.jpg

Şahane Hayat
5-G%C3%BCnah-%C5%9Eehiri-min.jpg

Günah Şehri
6-Into-The-Wild-min.jpg

Into The Wild

6. Kredi kartı sayını öğrenelim.​

6-Aklinin-Kac-Yasinda-Oldugunu-Bu-Testle-Ogren.jpg

Yok
Sadece bir tane
2
3-5 arası
6
Reklâm

7. Hangi tür filmleri daha çok seviyorsun?​

7-Aklinin-Kac-Yasinda-Oldugunu-Bu-Testle-Ogren.jpg

Korku
Komedi
Western
Bilimkurgu
Sanat filmi
Yeşilçam filmleri

8. Geç saatlerde yemek yerken uzun uzun düşünür müsün?​

8-Aklinin-Kac-Yasinda-Oldugunu-Bu-Testle-Ogren.jpg

Düşünmem, hiç affetmem, gömerim
Düşünürüm, arada kalırım

9. Plajda iken güneşten hangi yöntemlerle korunursun?​


1-Plaja-gitmiyorum-min.jpg

Plaja gitmiyorum
2-Hasir-Sapka-min.jpg

Hasır şapka
3-G%C3%BCnes-kremi-min.jpg

Güneş kremi
4-Sapkayi-ters-takarim-min.jpg

Şapkayı çeviririm
5-Sapkayi-duz-takarim-min.jpg

Şapkayı düz şekilde takarım
6-Bronzlasmayi-tercih-ederim-min.jpg

Bronzlaşmayı tercih ederim.

sonuc1452.png



İlginizi Çekebilecek Diğer Testler​

  1. Yaşlılıkta Nasıl Birine Dönüşeceksin?
  2. Zeka Düzeyin Hangi Bilim İnsanına Benziyor?
  3. Duygusal Zekanızın Kaç Olduğunu Merak Ediyor musunuz?
  4. Senin mesleğin Ne olmalı?
 

osmanke

BELKİ SARAYIMIZ YOKTU AMA BİZ HEP KRAL,DIK
Yönetici
Kurucu
Katılım
7 Haz 2019
Mesajlar
1,804
Reaction score
3,642
Puanları
113
Yaş
56
Konum
TR,İSTANBUL
Web sitesi
turkvod.com

Apandisit Nedir? Ne İşe Yarar?​

Vücudumuz, her bölgesiyle kusursuz şekilde işleyen müthiş bir sisteme sahiptir. Bu sistemi oluşturan tüm organların çalışma prensipleri hayranlık duygusu uyandırır. Apandisitin ne işe yaradığına daha yakından baktığımızda da yine böyle bir duyguya sahip olabilirsiniz. Apandis bölgesi diğer organlara kıyasla çok daha gizemlidir ve işlevleri pek çok kişi tarafından bilinmez.



Hatırlanacağı üzere yakın zaman öncesine kadar apandisin evrim süreci esnasında işlevini tamamladığı iddia edilmişti. Fakat son dönemde yapılan bazı bilimsel araştırmalar, bu organın işlevlerine dair yeni bulguları ortaya çıkarmıştır. Yıllarca apandisin esasen körelmiş ve işlevini yitirmiş bir organ olduğuna dair yerleşik bir algı söz konusuydu. Hatta kuyruk sokumu ve bademcikler de benzer kategori içinde değerlendiriliyordu.


Apandis Körelmiş Bir Organ mı?



Körelmiş bir organ olarak görülmesine rağmen başka rahatsızlıklara dair ameliyatlarda dahi apandisin alındığına tanıklık etmişizdir. İltihaplanma ve başka rahatsızlıklara yol açma olasılığından dolayı böyle bir yola gidilir. Bu yüzyıl içinde apandisin artık körelmiş bir organ olduğuna dair güçlü bir inanış söz konusu olsa da kimi bilim insanları, apandisin vücuttaki yararlı bakterilerin deposu olduğunu öne sürmüştür. Vücutta yaşayan yararlı bakteriler tümüyle yok olursa, sağlığımız açısından bu bölgede yaşamakta olan bakteriler yeniden çoğalır. Sağlığımız adına ihtiyacımız ola denge bu şekilde kurulmuş olur. Bu durum, özellikle herhangi bir sorunu bulunmadığı halde apandisini aldıran kişiler için bir tehdit unsuru oluşturabilir.



Apandis, vücudun sağ bölümünde konumlanır ve ortalama 10 cm uzunluğundadır. Çocuklarda daha uzun olsa da yaşlandıkça kapanmaya ve kısalmaya başlar. İnce bir kese formunda olan apandisit, kalın bağırsağa bağlı durumdadır. Dolayısıyla sindirim sisteminin de bir parçası olarak düşünülebilir. Apandisitin vücuda doğrudan zarar verdiğine dair kesin bir kanıt yoktur. Yine de bağışıklık sistemiyle yakın bir ilişkisi olduğu tahmin edilmektedir. Apandisit konusunda pek çok bilgi, tahmin ve öngörülere bağlı olarak yürütülmektedir.



Apandisit rahatsızlığını engellemenin de bilinen bir yolu yoktur. Apandisit; crohn, kabızlık, idrar enfeksiyonu gibi rahatsızlıklarla benzer şikayetler barındırır. Apandistin şişkinlik düzeyini kontrol etmek amacıyla ultrason taramalarından yararlanılabilir. Daha sonraki süreçler için laparoskopi önerilebilir. Kimi durumlarda iltihap ya da patlama risklerine karşı hiçbir sorun yokken de apandis alınabiliyor.



Apandisitin belirtileri arasında karnın orta sağ kısmında oluşan ağrılar başı çeker. Çok geçmeden bu ağrı, apandisitin olduğu kısımda sabitlenmeye başlar ve daha da şiddetlenir. Bölgeye basınç uygulamanız durumunda ağrı daha da artabilir. Apandisitin giriş kısmı bir nedenden dolayı tıkanmışsa, bu ağrı ortaya çıkar. Bakteriler, kese çeperine bir basınç uygular ve söz konusu ağrı ortaya çıkar.

Apandisin Görevleri

Kesin olmasa da apandisin görevleri şu biçimde aktarılır:

  1. Lenfosit üretimine katkı sağlar.
  2. Lenfosit dokuları konusunda depo işlevi görür.
  3. Kan hücrelerini yabancı maddelerden korur.
  4. Akyuvarların doğru yere ulaşması adına bir molekül üretir.
  5. Fetüs gelişimine endokrin hücreleri sayesinde yardımcı olur.
  6. Zararlı maddelerin filtrelenmesini sağlar. Bir anlamda yetişkinlik döneminde bağışıklık sistemi mantığıyla çalışır.
  7. Antijen üretimine doğrudan katkı sağlar.
Karnınızın sağ bölümünde şiddetli bir ağrı varsa vakit geçirmeden mutlaka bir doktora başvurmalısınız.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler​

  1. Bakteri ve Virüs Arasındaki Farklar
  2. Kirli Kanı Vücuttan Nasıl Arındırabilirsiniz?
  3. Bu Yöntemler Nikotini Vücuttan Temizliyor
 

osmanke

BELKİ SARAYIMIZ YOKTU AMA BİZ HEP KRAL,DIK
Yönetici
Kurucu
Katılım
7 Haz 2019
Mesajlar
1,804
Reaction score
3,642
Puanları
113
Yaş
56
Konum
TR,İSTANBUL
Web sitesi
turkvod.com

Bazı Rüyalarımızı Neden Hatırlamıyoruz?​

Uykumuz esnasında aslında sayısız rüya gördüğümüzü biliyor musunuz? Fakat sabah uyandığımızda bunların neredeyse tamamını unutuyoruz. Çok etkileyici ya da çok özel rüyaları bile sabah uyandığımızda net şekilde hatırlamakta zorluk çekebiliriz. Kimi zaman da rüyayı tam anlamıyla anımsamasak da en azından onun bizde yarattığı duyguyla baş başa kalırız. Aslında bu durumu neredeyse hepimiz yaşıyoruz. Yine de rüyaları hatırlama düzeyi kişiden kişiye değişebilir. Nadiren de olsa kimi insanlar en az 2 rüyasını çok net bir şekilde hatırlar ve etrafındaki insanlara anlatır.

Rüyaların Çoğu REM Uykusunda Oluşuyor



İnsanlar hayatlarının ortalama üçte birini uykuda geçiriyor. Bu esasen çok ciddi bir süre olarak kabul edilir. Asıl çarpıcı olansa rüya görme sürelerimiz. İnsanlar uykularının %20-25’lik bölümünde rüya görüyor. Bu rüyaların çok büyük bir çoğunluğu REM olarak bilinen uyku aşamasında oluşuyor. REM uykusu, hızlı göz hareketi olarak da bilinen bir kavram. Bu evrede gözler çok hızlı hareketlerde bulunurken vücudun geri kalan kısmı adeta felç olmuş gibidir. Bu evreyi karabasan olarak da anılan uyku felcinden hatırlayabiliriz.






Felç sözcüğü kulağa ürkütücü gelse de aslında bu süreç son derece faydalı ve rutindir. Bu mekanizma gerçekleşmeseydi sıklıkla yatağımızdan düşmek durumunda kalabilirdik. Tabi rüyalar yalnızca bu REM aşamasında ortaya çıkmaz. No-REM adı verilen aşamada da benzer rüyalar görmek olasıdır. Lobların bağlantılarında bir lezyon var ise bu kişi REM uykusunu uyusa dahi rüyalarını hatırlama olasılığı çok düşüktür. Fakat pek çoğumuzda bu tip lezyonlar bulunmaz. Buna rağmen rüyaları anımsamakta çok güçlük çekebiliriz.

Veri Filtreleme Sistemi Önemli Bir Faktör



Rüyaları unutma sebeplerini araştırdığımızda bilgi filtreleme sistemi ile karşılaşıyoruz. Bir veri yeterli düzeyde ilgimizi uyandırmıyorsa ya da hatırlama zorunluluğu hissetmiyorsak filtreleme sistemine takılırsınız ve ilgili bilgiyi hatırlamazsınız. Filtre kabiliyeti aşırı yüksek bir performansla çalıştığında yemek yemek gibi çok rutin konular hatırlanmaz. Pek çok kişinin “Daha dün ne yediğimi bilmiyorum” gibi cümleler kurmasının altında işte bu filtreleme sisteminin performansı yatar. Filtreleme sistemi hem normal gündelik yaşamda hem de rüyalarımızda faaliyet gösteren bir sistemdir.



Rüyalarını az hatırlayan insanlara ilişkin doğal olarak nörolojik faktörler ve farklılıklar da incelenir. Bu konuda pek çok araştırma ve çalışma yapılmıştır. Bazı deneylerde katılımcıların beyin dalgaları detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bu araştırmalarda özellikle rüyalarını net şekilde anımsayan ve anımsamayan insanlar arasındaki farklara odaklanılmıştır. Uyanık olduğumuz zamanlarda alfa dalgalarının 8 ve 12 hertz arasında salınım gösterdiği bilinir. Bu salınımlar, tamamen baskılamayla, yani inhibisyonla alakalı bir durumdur. Alfa dalgalarının genliği bu salınım neticesinde aşağı düşmektedir. Baskılama da heyecanın artması ile beraber salınmaktadır.



Katılımcıların kulaklarına, uyanık olduğu zamanlarda rastlantısal biçimde isimler söylenir. Bu esnada da alfa dalgalarının salınımları kayıt altına alınır. Bir hafta içinde en az 4-5 rüyasını anımsayan katılımcıların alfa dalgaları, ay içinde en fazla 2-3 rüya anımsayan katılımcılara göre daha çok düşüş eğilimi göstermiştir. Bir başka deyişle, hatırlama düzeyi daha yüksek olan katılımcıların adları duydukları esnada yapmış oldukları işlemler, diğer katılımcı gruba göre daha derindir. Bu farklılık REM uykusu esnasında gözlemlenmemiştir.



Rüyalarını anımsamayanların, anımsayanlardan çok daha derin uyuyabildiği, araştırmanın önemli bir sonucu olarak dikkat çeker. Tüm bu çalışmalar her ne kadar bilimsel düzeyde yapılıyor olsa bile sonuç itibariyle birer yorum olarak kabul edilir. Şu ana dek rüyalara dair yapılan tüm çalışmalar, buzdağının sadece görünen kısmını oluşturur. Bu nedenle her daim en derin ve gizemli konulardan biri olarak kalmaya devam eder.

Rüyalar Gizemini Koruyor



Rüyaların ne şekilde üretildiğine dair pek çoğumuzun bariz bir fikri yok. Bu konuda sadece belli öngörüler ve kabul edilen fikirler söz konusu. Hatta onları ne şekilde hatırladığımız da bir muamma olarak değerlendiriliyor. Sadece bu tip araştırmalar, konuya ilişkin belli ipuçları barındırıyor. En azından rüyalarını hatırlayanlarla hatırlamayanların beyin fonksiyonlarında bazı farklar olduğunu kabul edebiliriz.



Günlük hayatta algısal düzeyde çok fazla veriyle karşılaşırız. Algılara bağlanan ruhsal uyaran rüyalar üzerinde etkili olur. Örneğin bu ruhsal uyaranlar eğer çok zayıfsa rüyaların hatırlanma olasılığı yok denecek kadar azdır. Fakat güçlü imaja sahip ruhsal uyaranlar, önemli bir etki bırakır ve hatırlanma olasılığı görece yüksek olur. Bu arada alkol ya da ilaç tüketimi söz konusu olduğunda kişinin REM uyku evresine geçme olasılığı düşük oluyor. Bu durum da rüyaların hatırlanmamasında etkili olabiliyor.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler​

  1. Sağlıklı Yaşamın Anahtarı: Melatonin
  2. Sağlığımızı Tehdit eden Mavi Işık Nedir?
  3. Ünlü Bilim İnsanlarının Uyguladığı Zamandan Tasarruf Eden Uyku Sistemi
 

osmanke

BELKİ SARAYIMIZ YOKTU AMA BİZ HEP KRAL,DIK
Yönetici
Kurucu
Katılım
7 Haz 2019
Mesajlar
1,804
Reaction score
3,642
Puanları
113
Yaş
56
Konum
TR,İSTANBUL
Web sitesi
turkvod.com

Bakteri ve Virüs Arasındaki Farklar​

Pandemi dönemiyle beraber bazı kavramları çok daha sık duymaya başladık. Bakteri ve virüs bu kavramlar arasında yer alıyor. Peki bakteri ve virüs tam olarak nedir? İşlevleri ve aralarında ki farkları nelerdir? Gelin bu sorulara daha yakından bakmaya çalışalım.

Bakteri ve Virüslerin Ortak Özellikleri

Aslında bakteriler ve virüsler arasında bizzat tanıklık edebildiğimiz pek çok ortak özellik söz konusudur. Özellikle çeşitli hastalıklara davetiye çıkarabilmeleri ve çıplak gözle görülmemeleri, bunların en başında gelir. Farklılıklara baktığımızda ise sanılandan çok daha fazla ayrımdan söz etmek mümkün olur. Esasen en temel farklılık, hayatta kalmak ya da çoğalmak adına uyguladıkları yöntemlerdir.




Bakteriler, DNA, hücre duvarı ya da hücre zarına sahip olan tek hücreli canlılar olarak bilinir. Kimi türlerinde devinimlerini sağlayan kuyruk benzeri bir kamçı vardır. Kimilerinde de yüzeylere tutunmalarını gerçekleştiren pilus isimli tüy benzeri yapılar söz konusudur. Bakteriler ne yazık ki her tür ortamda bir şekilde canlılıklarını sürdürmeye devam edebilir. Yaşamak adına bir başka canlıya ihtiyaçları bulunmaz.



Virüsler yaşamak adına mutlak suretle canlı hücrelere muhtaçtır. Bu tip hücrelere konak hücre adı verilir. Tüm virüslerin yapılarında konak hücrelerde çoğalmasını sağlayan DNA veya RNA dışında, aynı zamanda kapsit şeklinde bilinen bir protein kılıfı yer alır.

Bakterilerin Tümü Zararlı Değildir



Bakterilerin elbette tamamı zararlı olarak değerlendirilmez. Hatta doğada pek çok yararlı bakteri türünden söz edilebilir. Mesela azot bakterileri bunlara örnek olarak gösterilebilir. Bunlar azot döngüsünün devamı açısından önemli bir rol oynarlar. Aynı şekilde oksijen üreten ya da besin sindiriminde de rol oynayan bakteriler bulunur.



Virüslerse yalnızca zarar vermek üzerine kurulu bir yapıya sahiptir. Girmiş oldukları konak hücreleri kullanıp DNA ya da RNA’larını hızlı bir şekilde çoğaltmaya çalışırlar. Bu şekilde kendi kopyalarını oluşturup farklı hücrelere karşı saldırıya geçerler. Enfekte olan hücrelerin ölmelerine neden olurlar.



Kimi bakteri türleri idrar yolu enfeksiyonu başta olmak üzere menenjit ya da tüberküloz gibi hastalıklara sebebiyet verebilir. Virüsler bazı kişilerde grip, kızamık ya da soğuk algınlığı benzeri hastalıkların yanında, bugün de tanık olduğumuz gibi COVİD-19 ya da SARS gibi rahatsızlıklara sebebiyet verir. Virüslerin neden olduğu rahatsızlıklar antibiyotiklerle tedavi edilmez. Bu hastalıklara karşı özel aşılar üretilmek durumundadır. Koronavirüs için tüm dünyada aşı çalışmalarının devam ettiğine tanıklık ediyoruz.

Virüsler Konak Hücreye Muhtaçtır



Virüsler yaşamak ve hayata tutunmak adına insana, bitkiye ya da hayvanlara ihtiyaç duymaktadır. Virüslerin metabolizmaları yoktur. Aktiviteleri olsa bile organizasyonları bulunmaz. Virüslerin bakterilere kıyasla daha ufak oldukları bilinir. Virüslerin salt protein kılıfları ve genetik materyalleri vardır. Konak olmadan asla yaşamlarını sürdüremezler. Cansız olan nesneler üzerinde duruma göre birkaç saat içinde, bazen de birkaç gün içinde parçalanır ve yok olur. Bu nedenle canlının olmadığı yerlerde virüsler tehdit oluşturmazlar ve kendiliğinden yok olurlar.

Bakteriler Her Yerde



Bakteriler, 3.5 milyar yıldır gezegende varlıklarını sürdürürler. Genel anlamda virüslere kıyasla daha karmaşık bir yapıları vardır. Buna karşın hücrelerinde zarlı organeller yer almaz. Bunlar hücre duvarının içine dağılmış konumdadır. Bakteriler büyük ölçüde her yerde yaşayabilirler. Dağlarda, okyanusların diplerinde, farklı canlıların dış yüzeylerinde, cansız nesnelerde, vücudumuzun iç bölümlerinde, kısacası onlar hayatımızın her alanında konumlanabilir.



En zor koşullarda dahi bakterilerin hayatta kalabilecekleri bilinir. Mantarlara, bitkilere ya da diğer bakterilere dahi bulaşabilmek özelliğine sahiptirler.

Bakterilerin bazıları dost bazıları düşmandır; fakat unutulmamalıdır ki dost diyebileceğimiz hiçbir virüs yoktur! Bakteriler ışık mikroskobunda görülebilirler. Virüsler ise salt elektron mikroskoplarında gözlemlenebilir. Bakteriler laboratuar ortamında büyüyebilirler; ancak virüsler için bu geçerli değildir.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler​

  1. Kanseri Tetikleyen Virüsler
  2. Corona Virüs Karşısında Sebze ve Meyveleri Nasıl Dezenfekte Etmeliyiz?
  3. Dışarıda Çok Fazla Yemek Yiyenleri Bekleyen Tehlike
 

osmanke

BELKİ SARAYIMIZ YOKTU AMA BİZ HEP KRAL,DIK
Yönetici
Kurucu
Katılım
7 Haz 2019
Mesajlar
1,804
Reaction score
3,642
Puanları
113
Yaş
56
Konum
TR,İSTANBUL
Web sitesi
turkvod.com

Kirli Kanı Vücuttan Nasıl Arındırabilirsiniz?​

Yaşamımız için oldukça önemli bir işleve sahip olan kan; hem besin maddelerini hem de hormonları taşır. Diğer yandan ürünlerle hücrelerin ayrışmasında etkili bir rol oynar. Hem toksinleri hem de atık ürünleri farklı alanlara taşır.



Piyasada çok pahalı fiyatlar karşılığında satılan kan temizleyicilerin bu işlevi ne kadar yerine getirip getirmediği muamma. Çünkü henüz bu konuda herhangi bir bilimsel veri söz konusu değil.


Vücut normal koşullarda atık ürünlerini verimli biçimde işler. Bunun için yapılması gereken tek şey bu doğal savunma yolunu canlı tutmak adına kişinin sağlıklı şekilde beslenmesidir.

Kanın Temizlenme Süreci

Normal ve sağlıklı bireylerde böbrek, akciğer ya da karaciğer gibi önemli organlar kanın temizlenmesini sağlar. Özellikle bu noktada karaciğer çok önemli bir işleve sahiptir. Hem vücuda iletilmesi gereken besinleri çeker hem de toksinleri temizler. Öte yandan akciğerler, gazları giderir ve nefes vasıtasıyla bırakır.



Bu durum kanın temizlenmesine katkı sunar. Böbrekler ise idrarla beraber salgılamış oldukları atıkları filtreler. Bu üç organ kanın temizliğinde başrol oynayan organlardır. Cilt, lenf sistemi, bağırsak ve dalak da yanı şekilde kanın temizlenmesinde rolü olan organlar olarak kabul edilir. Tüm bunlar gösteriyor ki kanın temizlik için dışarıdan herhangi bir desteğe zaten ihtiyacı yoktur. Tabi bu organları sağlıklı bir düzeyde tutabilmek kanın da temiz şekilde kalması için yeterli bir faktördür.

Kan Temizleyici Ürünler Ne Kadar Etkili?



Yukarıda da vurguladığımız zere vücudumuz kanı etkili bir biçimde kendi başına temizliyor. Detoks tipi ürünlerin sonuçlarını test etmek çok kolay değildir. Tabi kabul etmek gerekir ki bazı otlar ya da besinler organların kanı temizleme aşamasına katkı sunar. Şu anda kanı temizleme işlevini yerine getiren bu minvalde mucizevi bir üründen söz etmek mümkün değildir. Bunlar yerine kanı doğal yollarla temizleyen besinlere odaklanmak daha yerinde olacaktır. Bu yöntemlerden bazıları şu şekildedir:

Su

Kanı temiz tutmak adına en sık başvurulan besin sudur. Böbrekler kanı temizlemek ve filtrelemek için mutlaka suretle suya ihtiyaç duyar. Su aynı zamanda tüm organların işlevlerini yerine getirmesini sağlar.



Kan damarlarını açık şekilde tutmak ya da vücudun kan akışını muhafaza etmek adına su her daim gerekli bir besindir. Günde 8 bardak su tavsiye edilen ideal düzeydir. Bu durum mevsimsel olarak değişse de ortalamanın bu şekilde olduğunu ifade edebiliriz.

Egzersizler




Düzenli ve etkili bir şekilde egzersiz yapmak kanın temizlenmesine yardımcı olur. Terlemeye ve nefes almaya olanak sağlar. Bu sayede kalp kaslara doğru daha çok kan pompalar. Tüm bunlar kanın temizlenme süreçlerinde önemli adımlar olarak görülür.

Taze Yiyecekler Yemek



Besin alımını artırmak adına taze yiyecekleri bulundurmanız önemlidir. Taze besinler organların daha verimli çalışmalarını sağlar. Yağlı besinleri azaltmak, sağlıklı tercihler yapmak kan temizliğinde önemli bir çözüm sayılır. Bu çözümü kısa değil de uzun vadeli olarak düşünmek daha sağlıklı bir yoldur. Özellikle kimi sebzelere ya da meyvelere bu anlamda özel olarak bir parantez açmak gerekiyor. Yapılan araştırmalara göre detoks açısından faydalı olabilecek yiyecekler şunlardır:

  • Papatya çayı,
  • Turunçgiller,
  • Soğan,
  • Sarımsak,
  • Kahve,
  • Yaban mersini,
  • Soya fasulyesi
  • Tatlı patates
  • Zencefil

Karaciğeri Sağlıklı Tutmak İçin Yöntemler



Karaciğerini sağlıklı tutmak adına pek çok önlem alınabilir. Karaciğer kanın temizlenmesine en önemli paya sahip olan organdır. Aynı zamanda yaşamsal fonksiyonlarımızın bağlı olduğu organlar arasında kabul görür. Karaciğerin sağlıklı bir şekilde kalması ve sağlığımıza katkı sunmaya devam edebilmesi aslında büyük ölçüde bize bağlı. İşte karaciğeri sağlıklı tutmak için yapılabilecek basit önlemler:

  • Alkolden uzak durmak: Karaciğerde yer alan toksinler büyük ölçüde alkolden meydana gelir. Fazla alkol karaciğer organındaki hücreleri tahrip eder. Bu da karaciğer dokusunda izlerin oluşmasına neden olur.
  • Kilo almamak
  • Hepatit riskine karşı aşı olmak
  • Kullanılan ilaçların yan etkilerini kontrol etmek: Bilinçsiz kullanılan her ilaç karaciğere zarar verebilir. Reçetesiz şekilde kesinlikle ilaç almayın. Diğer yandan yurt dışı üzerinden bilinçsiz şekilde ilaç sipariş etmeyin.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler​

  1. Bu Yöntemler Nikotini Vücuttan Temizliyor
  2. Beyne En Çok Zarar Veren Yiyecekler
  3. Diş Macunları Tehlike Saçıyor
 

osmanke

BELKİ SARAYIMIZ YOKTU AMA BİZ HEP KRAL,DIK
Yönetici
Kurucu
Katılım
7 Haz 2019
Mesajlar
1,804
Reaction score
3,642
Puanları
113
Yaş
56
Konum
TR,İSTANBUL
Web sitesi
turkvod.com

Başarılı İnsanların Uyumadan Önce Yaptığı 13 Alışkanlık​

Belli bir yaşı geçtikten sonra uyumak, çok daha önemli ve kritik bir hal almaya başlıyor. Verimli ve kesintisiz bir gece uykusunun ne kadar kıymetli olduğunu söylemeye herhalde vurgulamaya gerek yoktur. Bu konuda Ulus Uyku Vakfı’nın yaptığı son açıklamalar, gece uykusunun özellikle de başarı kavramıyla ne kadar doğru orantılı olduğu gerçeğini bir kez daha gösteriyor. 8 saatlik bir uyku, ertesi gün için ideal bir süre olarak kabul görüyor. İş yerinde odaklanma sorunlarıyla karşılaşmamak ve verimli bir performans göstermek için düzenli gece uykusu, olmazsa olmazlar arasında gösteriliyor. Peki başarılı insanlar uyumadan önce neler yapıyor dersiniz? Gelin hep birlikte göz atalım.

1. Uykularına Dair Plan Yaparlar



Uyku ile alakalı en önemli adım, bunu bir planlama çerçevesinde disipline etmek. Meşguliyeti yüksek kişiler genelde uykularını belli bir düzene ve ritme sokamazlar. Her akşam yatağa aynı saatte girmek son derece kritik ve belirleyicidir. Kronik uyku sorunları ile yüzleşmek istemiyorsanız bunu artık bir istikrara bağlamanız gerekir. Uykunuzu planlamak, kendinize ve çalışma hayatınıza duyduğunuz saygının bir göstergesidir.


2. Günlük Yazmayı Severler



Başarılı insanların uyku öncesi alışkanlıkları incelendiği zaman günlük yazma alışkanlığı hemen dikkat çeker. Kafanızda dolmuş olan tüm düşünceleri artık bir kağıda boşaltmak, rahatlamak adına belki de en makul yöntemlerden bir tanesi. Günlük yazmanın bir ferahlama duygusu yaratacağı kesindir. Bu aynı zamanda bir tür psikolojik terapi gibi görülebilir. İçinizde biriken ne varsa güvenebileceğiniz bir sırdaşla paylaştığınızı düşünsenize. Böyle bir eylemden sonra kafanızı yastığa koyduğunuz zaman siz hangi düşünce taciz edebilir ki?

3. Kendi İşleri Dışında Kitaplara İlgi Gösterirler



Dünyaya tek bir açıdan bakan insanların ne kadar sıkıcı olduğunu söylemeye lüzum yoktur. Başarılı insanların en önemli sırlarından bir tanesi de kitaplara, dolayısıyla da farklı düşüncelere ve bakış açılarına duydukları saygıdır. Bu anlamda gece olduğunda uykudan önce sadece kendi iş yaşamlarını ilgilendiren sıkıcı ve teknik kitapların arasında boğulmazlar. Bunun yerine daha farklı türden kitaplara da ilgi gösterirler. Özellikle de başka insanların yaşamlarına uzanabilecekleri kurmacalar, uyku öncesi rahatlamanızı sağlayacaktır. En başarılı isimlerin uyumadan önce en az yarım saat kitap okudukları bilinir. Uykudan önceki son eylemin kitap okumak olması, son derece önemlidir.



4. Uyumadan Önce TV ve Bilgisayarla Vedalaşırlar



Akıllı telefonların hayatımıza girmesinden sonra uyku düzenimizde ciddi bir bozulma söz konusu. Bunu geniş kitleler üzerinde gözlemlemek olası. Özellikle yatağın içine girdiğimiz zaman kafayı yastığa koyup uyumak pek de kolay olmuyor. Yanıbaşınızda size pek çok şey vadeden böylesine cazip bir aygıt varken onu yok saymak öyle kolay değil. Oysa akıllı telefon ya da tabletlerden yayılan mavi ışık vücut saatini son derece olumsuz etkiliyor. Bu, bilimsel olarak da kanıtlanmış bir durum. Uyku öncesi her türlü elektronik aygıttan uzaklaşmanız en iyisi. Özellikle bilgisayar, TV, tablet ve cep telefonları, kara listede yer alıyor.

5. Hijyen Alışkanlıklarını Aksatmazlar



Gece yatmadan önce hijyenle alakalı alışkanlıkların sürdürülmesi, sizi uyku moduna daha kolay şekilde adapte edecektir. Sadece diş fırçalama alışkanlığı ya da uyumadan önce yüz yıkama alışkanlığı bile uykuya dair psikolojik işaretlerdir.

6. Akşam Gezintisine Çıkmayı Severler



Yapılan araştırmalar, başarılı insanların akşam gezintilerini bir ritüele dönüştürdüklerini gösteriyor. Dünyaca ünlü firmaların başarılı CEO’larında bu alışkanlığa rastlamak mümkün. Buffer CEO’su olan Joel Gascoigne, akşamları muhakkak bir yürüyüşe çıktığını ifade ediyor. Bu tarz yürüyüşler sizi hem mental hem de fiziksel anlamda rahatlatır. Yürüyüşler aynı zamanda günle ilgili düşünme ve biraz olsun iş hayatından uzaklaşma şansını size verecektir.

7. Kendilerini İyi Şeyleri Düşünmeye Teşvik Ederler



Olumlu ya da olumsuz şeyler düşünmek sadece bizim elimizdedir. Başarılı insanların genelde iyi düşünceleri öncelediği bir gerçek. Bu tarz insanlar kendilerini iyi hissetmek adına “Bugün iyi anlamda ne yaptım?” gibi sorular türetirler. Benjamin Franklin bir söyleşide bu konuya özel olarak vurgu yapar. Kimi insanlar da bunları düşünmek yerine yazmayı tercih ederler. Sonuç olarak iyi düşünceler, ilerleme ve motivasyon noktasında bize yardımcı olacaktır.



8. Sonraki Güne Odaklanırlar



Aynı güne sağlanmak yerine sonraki günün hayalini kurmak, o güne kendini psikolojik olarak hazırlamak, başarılı insanların yaptığı bir alışkanlıktır. Her günün kendine ait özel bir amacı ve planı vardır. Bu planlamaları bir gün öncesinden yapmak tedirginlik duygusunu ortadan kaldıracaktır. Yatağa girmeden önce ne hissettiğiniz, bir sonraki güne ait modunuzu da belirleyecektir. Uyku öncesi sizi iyi hissettirecek olan ritüeller sayesinde güne harika başlayabilirsiniz.

9. İşten Uzaklaşmaya Çalışırlar



Başarılı insanların uyku öncesinde edindiği en önemli alışkanlıklardan bir tanesi de işi bir takıntı haline getirmemeleridir. Özellikle de uyku döneminde yatağın içinde o gün iş yerinde olup bitenleri düşünerek kendilerini yıpratmazlar. Yataktayken bile akılları e-posta kutusunda olmaz. O günkü raporları, performansları düşünmezler. İş yaşamı, onlar için mesai saatleri bittiği an anlamını yitirir. Artık kendilerine odaklanmak durumundadırlar.

10. Alkole Pek Sıcak Bakmazlar



Yapılan araştırmalar gösteriyor ki başarılı insanlar uyku öncesinde alkol almayı pek tercih etmiyor. Çünkü uykudan önce alınan alkol, uyku düzeninde bozulmalara neden olabiliyor. Alkol yüzünden hemen dalsanız da uykunuz aslında hafif evrede devam eder. Bu da derin bir şekilde uyumaktan sizi alıkoyar. Kaliteli ve kesintisiz bir uyku için uyku öncesi alkol almak, başarılı insanların pek tercih edeceği bir durum değildir.



11. Aileleriyle Vakit Geçirmeye Çalışırlar



Partnerinizle her daim aynı anda yatağa giremeseniz dahi en azından uyku öncesinde kaliteli bir şekilde vakit geçirmek,i bazı eylemlerde ortaklaşmak, bir araya gelip sohbet etmek, basit gibi görünen ancak oldukça etkili alışkanlıklardır. Günün nasıl geçtiğini konuşmak, bazı konuları paylaşmak ya da gündelik konulardan söz etmek için aile üyelerinizi tercih edebilirsiniz. Başarılı insanların akşamları köpek ya da kedileriyle düzenli olarak oyun oynadığı bilinir. Kısacası kendilerine gömülmek, odaya kapanmak yerine aile üyeleri ile vakit geçirmeyi severler.

12. Meditasyon Yaparlar



İşten döndükten sonra akşam saatlerinde evinizde gevşemenin en önemli yollarından bir tanesi de meditasyon yapmaktır. Uyumadan önce yapılacak 10 dakikalık basit bir meditasyon dahi kendinizi çok iyi hissetmenize neden olacaktır. Vücudunuzu ve ruhunuzu sakinleştirmek ya da kötü düşüncelerden uzaklaştırmak adına çeşitli meditasyon yöntemlerine başvurabilirsiniz.



İlginizi çekebilecek diğer içerikler​

  1. Bilinçaltı Temizleme Teknikleri
  2. Zekayı Geliştiren Bilimsel Yöntemler Nelerdir?
  3. 20 Maddede Sağlıklı Bir Zihne Sahip Olmak İçin Yapılması Gerekenler
  4. Zeki İnsanların Ortak Özellikleri “Siz bu özelliklerin kaçına sahipsiniz”?
 

osmanke

BELKİ SARAYIMIZ YOKTU AMA BİZ HEP KRAL,DIK
Yönetici
Kurucu
Katılım
7 Haz 2019
Mesajlar
1,804
Reaction score
3,642
Puanları
113
Yaş
56
Konum
TR,İSTANBUL
Web sitesi
turkvod.com

Kanseri Tetikleyen Virüsler​

Pek çok kişi virüslerin yalnızca yaz nezlesine sebebiyet veren ufak canlılar olduğunu düşünür; ancak virüs etki alanı ne yazık ki bunun çok ama çok daha ötesindedir. Hatta bazı virüslerin kansere dahi neden olabileceğini bu noktada önemle vurgulamamız gerekiyor. Kanserle bir bağı olan bir virüs size bulaşsa da hastalığa yakalanma garantiniz yok. Yapılan aşılardan kişinin yaşam şekline kadar bu noktada pek çok değişkenden söz edebiliriz. Kanser yapma potansiyeli olan virüs türlerine daha yakından bakalım.

Hepatit B ve Hepatit C Virüsü


HBV olarak bilinen Hepatit B ya da HCV olarak kısaltılan Hepatit C virüsüne özel bir parantez açmamız gerekiyor. Çünkü her iki virüs de bazı senaryolarda maalesef karaciğer kanserine neden olabiliyor. Başka insanlarla ortak iğneyi kullanmak, korunmasız cinsel ilişkiye girmek ya da kontamine olan kan naklinin gerçekleşmesi gibi durumlar, felaket sonuçlar yaratabilir. Normalde her iki enfeksiyon türü de ilaçla tedavi edilebiliyor. Belli periyotlarla gerçekleşen ilaç tedavisi sayesinde Hepatit C vücuttan tümüyle atılıyor. Hepatit B’de ise tümüyle tedavi edilmese bile en azından karaciğerle ilgili hasar azaltılır. Bu da kanser riskini bir ölçüde düşürür. Hepatit B olma riski ya da potansiyeli yüksek kişilerin aşı yaptırmasında fayda vardır.

Herpes Virüsü


KSHV virüsü olarak bilinen herpes virüsü, lenfomaya neden olabilecek türde bir virüstür. Ayrıca kaposi sarkomuyla da doğrudan ilişkilidir. Organ naklinde ya da AIDS gibi hastalıklarda bağışıklık sisteminin zayıf olmasından dolayı kansere yakalanma olasılığınız artmaya başlar. Herpes virüsü cinsel yolla bulaşabilen bir virüstür. Prezervatif kullanmak bu noktada etkili bir kalkan oluşturacaktır. Diğer yandan kan ya da tükürük yoluyla da bulaşabilir.

Merkel Hücreli Polyomavirüs


Bu virüs daha çok MCV olarak tanınır. En belirgin özelliği deri üzerinde enfeksiyona neden olmasıdır. Normal koşullarda kansere neden olmaz; ancak kimi insanlarda bu virüsün ender görülen bir cilt kanseri türüne neden olduğu saptanmıştır. Bu tıp dünyasında “Merkel Hücreli Karsinom” olarak tanınır. Dışarı çıktığınız zamanlarda güneş kremi kullanmanız sizi önemli ölçüde koruyacaktır.


HPV


HPV şeklinde kısaltılan bu virüsün tam adı “İnsan Papilloma Virüsü” olarak bilinir. HPV’de 200 civarında virüsün dahil olduğu fakat yaklaşık on tanesinin kanseri tetiklediği bir topluluk olarak düşünülebilir. Vajinal veya cinsel birliktelik esnasında yayılmaya uygundur. Bu virüsün çoğunlukla kendiliğinden etkilerinin kaybolduğu bilinir. Bunar rağmen kimi kişilerde söz konusu iltihapla karşılaşmak mümkündür. HPV enfeksiyonunun ne yazık ki rahim ağzı ya da dil kanserlerine yol açabilme potansiyeli bulunuyor. HPV aşılarını özellikle de 20’li yaşlardan sonra erkeklerin ve kadınların mutlaka yaptırmaları gerekir. Erkeklerin biraz daha genç yaşlarda yaptırmaları tavsiye edilir.

Bağışıklık Yetmezliği Virüsü (HIV)


HIV adı verilen virüs çoğunlukla cinsel yolla ya da enfekte olan iğnelerden dolayı bulaşır. Diğer yandan HIV hastası olan bir anne bebeğine emzirme sürecinde bulaştırabilir. Hatta doğmamış bir bebeğin dahi yakalanma riski vardır. Bilindiği üzere HIV hastalarının bağışıklık sistemi zayıflar. Kaposi Sarkomu, lenfoma ve rahim ağzı kanseri gibi türler için risktir. HIV’in yayılmasını engelleme noktasında cinsel ilişki esnasında prezervatif kullanmanızda yarar vardır. HIV, tedavi sayesinde kontrol altına alınabilir.

T-Hücreli Lenfotopik Virüsü


Bu virüs HTLV-1 olarak da tanınır. HTLV-1 virüsü T hücrelerine bulaşır. Bu hücreler bir çeşit akyuvar olarak bilinir. Lösemiye ve lenfomaya sebep olur. Doğumda ya da emzirmede, ortak iğne kullanımlarında, organ naklinde ya da korunmasız cinsel ilişkide bulaşabilir. Erişkin T hücreli lösemi, virüs bulaşan kişilerde %2-4 arasında görülür. Belirtiler bu noktada kişiden kişiye farklılıklar içerir. Şu anda HTLV-1’in kesin olarak bilinen bir tedavisi söz konusu değildir. Bu nedenle hastalık ömür boyu taşınır. Düzenli kontroller kanser riskini ciddi anlamda azaltır. Eğer enfekte olmuşsanız çocuğunuzu emzirmemelisiniz.


Epstein Barr Virüsü


Bu virüs ise EBV olarak tanınan bir virüs türüdür. Olukça sık görülür. Genelde belirtileri çok baskın olmadığı için fark edilmez ve pek çok insan virüsü kaptığından habersizdir. Bazı durumlarda kanserlerin EBV ile ilişkili olduğu bilinir. Özellikle üst yutak kabseri, lenfoma, yumuşak doku kanseri gibi türleri altı çizilmelidir. Şu anda EBV’nin bilinen herhangi bir aşısı yoktur. EBV bulaşan kişiler ile öpüşmemeli ve kişisel eşyalarınızı paylaşmamalısınız.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler​

  1. Körler neden kanser olmaz?
  2. Kanseri Tetikleyen 15 Tehlikeli Unsur
  3. Sağlığımızı Tehdit eden Mavi Işık Nedir?
 

osmanke

BELKİ SARAYIMIZ YOKTU AMA BİZ HEP KRAL,DIK
Yönetici
Kurucu
Katılım
7 Haz 2019
Mesajlar
1,804
Reaction score
3,642
Puanları
113
Yaş
56
Konum
TR,İSTANBUL
Web sitesi
turkvod.com

Corona Virüs Karşısında Sebze ve Meyveleri Nasıl Dezenfekte Etmeliyiz?​

Bugünlerde adeta Corona ile yatıp Corona ile kalkıyoruz desek yeri var. Hayatımıza adeta bir kâbus gibi çöken bu virüsle nasıl baş etmemiz gerektiğini öğrenmek durumundayız. Bütün dünyanın istisnasız mücadele ettiği bu etkili virüse dair ne yazık ki internette ciddi bir bilgi kirliliği söz konusu. Aynı durum televizyon kanalları için de geçerli.



Corona virüse karşı alınan önlemler hemen her alana yayıldı. Bugünlerde özellikle meyve sebzelerin ne şekilde dezenfekte edilmesi gerektiği, en çok sorulan sorulardan biri durumunda. Bilindiği üzere yakın zaman önce meyve ve sebzelerin satışıyla alakalı olarak Ticaret Bakanlığı’nın bir talimatı söz konusuydu. Bu kapsamda meyve ve sebzeler süpermarketlerde büyük ölçüde ambalajlı olarak satılıyor. Pek ambalajsız şekilde aldığımız sebze ve meyveleri nasıl dezenfekte etmeliyiz?


Bu Adımlara Dikkat

Corona virüsüyle başarılı bir şekilde baş etmenin en önemli ve etkili yolu hiç şüphesiz ki hijyen. Eğer hijyen konusunda doğru kurallara riayet edersek herhangi bir sorunla karşılaşma olasılığımız oldukça düşüyor. Evlerimizde kaldığımız şu günlerde diğer besinlerin aksine açık olarak satın aldığımız meyve ve sebzeleri detaylı bir şekilde dezenfekte etmemiz çok önemlidir.



1. Meyve ve sebzelerin üzerinde yer alan böcek, kir ya da kum gibi maddelerin su sayesinde temizlenmesi şarttır. Meyve ve sebzelerinizi her şeyden önce bol suyla yıkamalısınız. Bol miktarda kullanılan su dezenfekte sürecinde en önemli silahlardan birisidir.



Yediğimiz besinleri kesinlikle sabunla ya da benzer maddelerle yıkamayın. Bu oldukça yanlış ve tehlikeli bir yöntemdir. Bazı görüntülerde meyve ve sebzeleri deterjan benzeri temizlik maddeleriyle yıkayan insanlara bile rastlıyoruz. Unutmayın ki sabun yalnızca el yıkamak adına kullanılan bir üründür.

2. Ambalajıyla beraber gelen her ürünün temiz olduğunu düşünmeyin. Bu konuda maalesef büyük bir hayal kırıklığıyla karşılaşabilirsiniz. Ambalajıyla bile alsanız evinize getirdiğiniz meyve-sebzeleri yıkamalısınız.






Yiyeceklerinizi ortalama 60-65 derecede 3 dakika civarında pişirebilirsiniz. Bu düzeyde bir sıcaklık virüslerin ölmesine neden olur.

4. Dışarıdan ürün almaya ve tüketmeye en azından bir süreliğine ara vermeye gayret edin. Elinizden geldikçe kendi ürünlerinizi kendiniz oluşturmaya çalışın. En azından imkanlarınız ölçüsünde pek çok şey üretebileceğinizden emin olabilirsiniz. Hazır yemek sipariş etmek yerine kendi yemeklerinizi yapın, bunun dışında olanağınız varsa ekmek yapmayı deneyin.



Meyve sebzeler üzerinde yoğun bir şekilde toprak kalıntıları bulunur. Bunlar çok dikkatli bir şekilde incelenmediğinde gözden kaçabilir. Bakteri ve virüsleri yok etme noktasında tıpkı bir bulaşığı yıkar gibi meyvelerinizi ya da sebzelerinizi uzun uzun yıkayın ve topraktan arındırın.

Daha Hassas Sebze-Meyve Temizliği



Meyve ya da sebzelerinizi yıkarken yoğun su dışında yüksek basınç tercih etmeniz gerektiğini unutmayın. Bazı meyve-sebzelerin görece daha hassas bir bakım istediğini es geçmemek gerekiyor. Örneğin domates, çilek, duta ya da mantar gibi gıdaların görece düşük basınçlı suda yıkanması gerekir. Yıkama işlemi sona erdikten sonra meyve-sebzeleri bir kevgire koymak idealdir. Çilek gibi topraklı meyvelerin son aşamada su dolu bir kapta bekletilmesi uygundur. Birkaç dakika içinde su içinde bekletmeniz bile yeterlidir. Meyveleri yıkadığınız süreçte doğrudan temas kurmaktan kaçının. Yıkama sürecinde eldiven kullanmanız, daha iyi sonuç verir.

Yeşilliklerin Temizlik Süreci



Bu konuda yeşilliklere özel bir parantez açmak gerekiyor. Pazardan marketten ya da manavdan aldığınız yeşillikleri dezenfekte etmek için oldukça geniş bir kabı suyla doldurun ve sonrasında yeşillikleri içine atın. Öncelikle yeşillikler birkaç dakika boyunca suda kalmalı. Kabınızı hemen boşaltıp yeniden suyla doldurun. Yeşilliklerin içinde yer aldığı kaseye birkaç yemek kaşığı sirke atmanızda fayda vardır. Sirkeli suyun içinde yaklaşık olarak beş dakika boyunca kalması idealdir. Yeşillikleri daha sonra bir kevgir yardımıyla sudan alın. Hemen akabinde bol suyla tekrar yıkayın. Bu sayede yeşilliklerinizin üzerinde yer alan kum benzeri parçaların dökülmesini sağlayabilirsiniz.

Köklü Sebzeler



Köklü sebzeler bilindiği üzere çoğunlukla kumludur ve bu nedenle farklı mikroplara sahiptir. Bu tarz sebzelere örnek olarak kereviz, havuç, turp gibi sebzeleri örnek olarak gösterebiliriz. Bunlar bilindiği üzere Türk mutfağının çok önemli sebzeleridir. Köklü sebzeleri bol suyla yıkamak dezenfekte noktasında oldukça önemlidir. Yıkama süreçlerinde bir fırçadan destek alabilirsiniz. Fırçalama işlemi sona erdikten sonra sebzeleri tekrar suya sokup durulama işlemine başlayabilirsiniz.



Yiyecekler Korona Virüse Karşı Nasıl Korunur?



Sebze ve meyveler kadar mutfağımıza soktuğumuz her türkü yiyeceğin temizliğinden bire bir sorumluyuz.

  • Çiğ olan gıdalarla tüketime hazır olan gıdaları ayrı bölümlerde saklamak gerekir.
  • Yine aynı şekilde her iki grup için ayrı doğrama tahtaları kullanmalısınız.
  • Çiğ gıdalar için kullanacağınız bıçakları bol suyla yıkayın. Deterjan desteğiyle iyice dezenfekte edin.
  • Zararlı olan bakterilerin etkilerini ortadan yok etmek adına iyice pişirin.

Korona Virüse Karşı Mutfak Temizliği



İnsanlar evde kaldıkları bu dönemde genlikle mutfaklarında zaman geçiriyor. Can sıkıntısından sürekli bir şeyler atıştırma duygusu ortaya çıkıyor. Bozulan uyku düzeniyle beraber gece geç saatlerde dahi mutfakta kendimizi bir şeyler yerken bulabiliyoruz. Peki bu özel zamanlarda mutfaklarımızı virüse karşı ne şekilde korumalıyız. Mutfak temizliğimiz bu dönemde nasıl olmalıdır?

  • Mutfağınızda bir yemek hazırlamadan önce elinizi en az 25-30 saniye boyunca özellikle de bol su kullanarak yıkayın. Yıkama sürecinde elinizi ağzınıza ya da burnunuza yaklaştırmayın.
  • Eldiven kullanmayı bir alışkanlık haline getirin.
  • Yiyecekleri tavsiye edilen sıcaklıklarda pişirin.
  • Dondurulmuş gıdalara en azından bu süreçte ara verin. Hatta mümkünse hiç tüketmeyin.
  • Yemeklerinizi günlük olarak hazırlamaya ve tüketmeye özen gösterin. Yemeklerinizi o gün ailenize yetecek düzeyde hazırlayın.
  • İmkan buldukça besin değeri yüksek olan gıdalara yönelmeye dikkat edin.
  • Mutfakta çöp biriktirmemeye özen gösterin. Çöp kutunuzu mutfakta değil balkonda tutun. Balkonunuz yoksa o halde kullanım dışında çöpünüzün ağzını sıkı şekilde bağlayın.
  • Rutin olarak kullanılan mutfak aletlerini sıklıkla yıkamayı alışkanlık haline getirin.
  • Mutfakta herhangi bir işe başladığınızda ya da işinizi bitirdiğinizde elinizi mutlaka yıkayın.
 
Üst Alt